Ali Tandogan Roportaj

Ali Tandogan Röportaj



25 Aralık 1977 senesinde Salihli'de doğan Ali Tandoğan, futbol hayatının uzun yıllarını Anadolu takımlarında geçirmiş ve 2 yıl önce “İnönü Stadı'nda oynadığım her maçtan sonra soyunma odasında tezahüratlarını tekrar ediyordum” dediği takıma, yani Beşiktaşımız'a kavuşmuştu. Siyah Beyazlı formamızla ikinci yılını doldurmaya başlayan tecrübeli futbolcumuzla bugünlerden konuşuyoruz ve sözü Ali Tandoğan'a bırakıyoruz:
“Önümüzde çok kritik bir fikstür var. Ligdeki durumumuz belli. Kayserispor ile çok önemli hatta bana göre final niteliğinde olan bir maç yapacağız. İlk yarıdaki şanssızlığın son bulacağı bir karşılaşma olmasını temenni ediyorum. Hemen sonrasında ise Bayer Leverkusen ile UEFA Kupası karşılaşması geliyor. Camiamız ve Türk halkı için çok önemli bir maç. Aynı zamanda gruptan çıkarsak Takımımız adına bir ilk olacak. Ben bu ilki gerçekleştireceğimize inanıyorum. Üç kulvarda mücadele ediyoruz ve hedeflerimizin hiçbirinden vazgeçmiş değiliz. Sene sonunda bu üç kulvardaki hedeflerine ulaşmış bir Beşiktaş için mücadele ediyoruz”
Turkcell Süper Lig'de oluşan puan farkını hatırlattığımız Ali Tandoğan, hemen cevap veriyor:
“Ligin ilk yarısı daha yeni bitiyor. Önümüzde oynayacağımız çok maçımız var. Derbileri içeride oynayacağız. Rakiplerimizin puan kaybedeceği maçlar olacak. Biz ikinci yarıda, ilk yarıda kaybettiğimiz puanları telafi edip, en az hata ile oynayacağız ve Şampiyonluk yolunda devam edeceğiz. Şampiyonluğun en büyük adayı biziz. Biraz sabır gösterilmesi lazım. Bu takım yeni kurulmuş bir ekip. Bazı şeyler yeni yeni oturmaya başladı. Biz sezon başında yeni takım olmanın zorluğunu yaşadık. Açıkçası bazen maç içinde birbirimizi tanımadığımız anlar oldu. Belki, “Bu kadar maç oynadılar nasıl oturmuyor?” diyecekler ama çok fazla bir arada oynayamadık. Artık birbirimize alışmaya başladık. Devre arası kampında oturup hatalarımızı konuşacağız ve hedefimize emin adımlarla gideceğiz. Biz Şampiyonluk hedefinden asla vazgeçmedik”
Ali'nin bu hırslı açıklamalarını dinleyince Bursaspor ve Club Brugge maçlarındaki Beşiktaş'ı hatırlatıyoruz. “Öne geçtiğimiz maçlarda daha rahat futbol oynuyoruz. Geriye düştüğümüz maçlarda ise biraz sıkıntı yaşasak da tempoyu kaybetmiyoruz ve rakibin oyundan düştüğü anda sonuca gidebiliyoruz. İki karşılaşmayı bu şekilde kazandık. Yani maçtan kopmadığımız zamanlarda neler yaptığımız ortada” diye konuşan başarılı futbolcumuz, Türkiye'de bazı şeylerin abartıldığını düşünüyor. “Ligimizde mücadele edenlerin çoğu iyi takımlar. Teknik direktörler ekiplerini çok iyi motive ediyorlar. Önceden büyük bir takımla oynayacakları zaman güvensiz, “Nasıl olsa yenileceğiz” mantığıyla mücadele ediyorlardı. Fakat, bazı şeyler değişti artık. Yenilirsek kaybedecek bir şeyimiz yok diyerek, güvenlerini en üst seviyeye yükselterek çıkıyorlar sahaya. Bunun sıkıntısını bu sezon çok yaşadık. Maçı açamadığımız zamanlar oldu. Gol yediğimiz zaman strese giriyoruz. Bunları aşmamız lazım” şeklinde görüşünü açıklıyor.


“5 Dakika Bile Oynasam Canımı Dişime Takarım”

Sezona kulübede başlayan ve Denizlispor karşılaşması ile birlikte sonradan maça girerek oynamaya başlayan Ali Tandoğan, bu süreçte performansından birşey kaybetmedigini herkese gösterdi. Yedek kalması konusunda ne düşündüğünü merak ettiğimiz Ali Tandoğan ile bu sorumuzu karşı karşıya bırakıyoruz ve Tandoğan kendisi hakkında şöyle konuşuyor: “İlk iki hafta forma yüzü göremedim. Denizlispor maçı ile birlikte oyuna girmeye başladım. 90 dakika oynayan bir futbolcu ile sonradan giren arasında maç kondisyonu açısından mutlaka farklılıklar oluyor. Benim adıma verilen kararlar hocamızın takdiridir. Ama ben hiçbir zaman mücadeleyi bırakmadım. Çünkü benim karakterim buna müsait değil. Hırslı bir futbolcuyum. 28 yaşındayım ve daha uzun yıllar oynamak istiyorum. Kendimi de buna hazır buluyorum. Büyük takımlarda her zaman böyle şeyler olur. Futbolcular her zaman yedek bekleyebilir. Bunlar futbolun içinde olan şeyler. Geçen sezon geçirdiğim sakatlıktan sonra bazı şeyleri tam olarak rayına oturtamadım. Ama bana 5 dakikada süre verilse o 5 dakikada canımı dişime takarak mücadele ederim. Çünkü ben buradan para kazanıyorum, bu taraftar benden bişeyler bekliyor. Ben yıllarca bu liglerde çok şey yaptım. Artık bunları Beşiktaş'ta yapmalıyım. Ben tecrübeli bir oyuncuyum. Geçen sene bir takım sıkıntılar yaşadım ama bu sene bunları atlattım. Kendime güveniyorum. Zamanla çok daha iyi şeyler yapacağımı düşünüyorum


“Etik Değerlerine Sahip Çıkan Büyük Bir Camiadayım”

Beşiktaş Camiası'nda ikinci yılını yaşayan başarılı oyuncumuz Siyah Beyazlı Camiamız'ı diğerlerinden ayıran en önemli özelliğin “Birlik ve Beraberlik” olduğunu söylüyor. Etik değerlerine sahip çıkan bir Camia'da olduğunu belirten Ali Tandoğan, “Bir gün bir program izliyordum. Camiamız'ın büyüklerinden birisi Beşiktaşlı olmanın gerçekten çok büyük bir ayrıcalık olduğunu söylemişti. Hatta “Ben Beşiktaşlıyım” diyen birisine daha çok güvenildiğini belirtmişti. İşte ben böyle bir takımın oyuncusuyum” diye konuştu.
Futbolla başlayan sohbetimizi yavaş yavaş özel hayata kaydırırken, son olarak taraflı tarafsız herkesin, hatta son zamanlarda Avrupalı futbolseverlerin dahi hayranlıkla izlediği Beşiktaş tribünlerine uğruyoruz. “Şu son dönemde taraftarın etkisini, kıymetini bir kere daha anladım” diyerek Beşiktaş taraftarlarından övgüyle söz eden Ali Tandoğan, “Bizim taraftarımız takımını çok iyi destekliyor. Mağlupken desteklemeye başladıklarında gördüğünüz gibi kazanmaya başladık. Bizim için çok büyük bir avantaj. Onların desteğini aldığınız zaman çok daha iyi motive oluyorsunuz ve sanki bir kişi fazla oynuyormuş gibi hissediyorsunuz. Zaten misafir takım da saha içinde bunun stresini yaşıyor. Sağolsunlar, desteklerini bizden esirgemesinler. Zaten verdikleri sosyal mesajlardan dolayı kendilerine sadece taraftar demek yanlış olur. Bilinçli bir taraftar kitlesi dersek haksızlık yapmış olmayız. Eğer bir kitle yaptıkları başarılı işlerle gazetelere manşet oluyor, haberlere konu oluyorsa mesajların belirli yerlere gittiğini anlayabiliriz” diyerek tribünlere duyduğu hayranlığı dile getiriyor.



“Şampiyonlukla Birlikte Çifte Düğün Yapacağım”

Artık konu futbolun tamamen dışında ve Ali Tandoğan'ın özel hayatındayız. İdman sonrasında eve gidiyormuş, zaten evden çok sık çıkan bir insan değilmiş. “Evcimenim” diye tek kelimeyle özetliyor kendisini. Zamanında biraz hovarda yaşamış ama ayakları yere erken basmış. “Hızlı yaşamanın bir avantaj olduğunu düşünmüyorum” diyen Tandoğan, futbolu para kazandığı bir meslek olarak görüyor ve disiplinsizliği halinde mesleğini kaybedebileceğinin farkında olan bir isim. Ama eve kapanıp sadece futbola odaklanan bir yaşantının da futbolcuyu geriye düşürebileceğini söylüyor. “Futbolcu kendisini fazla sıkmayacak” diyor Ali Tandoğan, “Rahat olacak. Ailesi ile olacak”...
Evlilik diye soracak oluyoruz. Anlatıyor; Ali Tandoğan'ın bir kız arkadaşı var ve devre arasında yüzük takmanın planlarını yapıyorlar. Düğün için ise biraz daha bekleme taraftarı, “Hele bir sezon sonu gelsin de Şampiyonlukla birlikte çifte düğün yapacağım”...
Arkadaşlarının bir çoğunun evlendiğini söyleyen Ali Tandoğan için çevresindekiler ne düşünüyor bilmiyoruz ama, “Evleneceğim” dediği zaman kimse inanmıyormuş. Hatta Konyasporlu El Saka yarım Türkçesi ile “Sen evlenecek? Yalan söylüyorsun sen” diyormuş. Ali Tandoğan, iyi bir insan ve iyi bir aile bulduğuna inanıyor ve “Mutlu olacağıma inanıyorum” diyor.


“Yorumculuk İçin Fazla Duygusalım”

Bir futbolcu ile konuşup da futbol sonrası planlarından bahsetmemek olmaz. Hele 8 yaşından beri futbolun içinde olan birisi ile konuşmamak hiç olmaz. Ali Tandoğan, “Futbolda bazı şeyleri anlayabiliyorum. Bir yanım teknik direktörlük diyor. Diğer yanım iş hayatına atıl diyor. Başladığım bir takım işler var. Şu anda ne yapacağıma karar vermedim” derken futbol analizlerindeki isabetli yorumlarını hatırlatıyoruz. “Yorumculuk yapar mısın?” diye sorduğumuzda ise, “Yorumcu olmak için duygusallığı bir kenara bırakmak lazım. Ben ise biraz duygusal bir insanım. Ama bu yapmayacağım anlamına gelmez; belki bir gün ben de duygusuz bir insan olarak yorumcu olabilirim. Lütfen bu sözlerimi kimse yanlış anlamasın. Yorumculuk yapana saygım var” diye cevap veriyor.
Merakımıza mağlup olarak geçen sezon ilk kez Beşiktaş forması giydiği Kayseri Erciyesspor maçında gördüğü kırmızı kartı soruyoruz. “Bir dokun bin ah işit” tadında şu sözler dökülüyor Ali'nin ağzından: “Futbol hayatımın en önemli ve en kötü tecrübelerinden bir tanesi. O anda yaşadığım şokun etkisini daha yeni yeni atlatıyorum. Herşey bir anda oldu. Açıkçası o günü hatırlamak bile istemiyorum”
Röportaj bitti. Sohbete devam ederken bir hatıra rica ediyoruz kendisinden.
“Denizlispor ile UEFA Kupası'nda oynadığımız meşhur dönem. Lyon ile deplasmanda rövanş maçını oynuyoruz. Denizli'deki ilk maçı da kazanarak gitmişiz. Rakibimiz, Avrupa'nın en güçlü takımlarından birisi. Mutlaka tur atlamak istiyorlar ve saldırdıkça saldırıyorlar. Tam bu anlarda bir de gol attık. Lyon daha çok saldırmaya başladı. Artık maç koskoca futbol sahasında değil, bizim onsekizin içinde oynanıyor. İzleyenler hatırlar. Lyon vuruyor biz çizgiden çıkarıyoruz. Sağdan vuruyorlar tutuyoruz, soldan atıyorlar kurtarıyoruz. İnanılmaz bir durum, nefes almaya vakit yok. Daraldım, bunaldım, bir anda patladım. Artık o an nasıl bir ruh haline bürünmüşsem, bir an maçı bıraktım yanımdaki Lyonlu oyuncuya döndüm; “Yeter” dedim, “Atacaksanız atın artık...”

# Posté le dimanche 14 janvier 2007 20:59

Efes Cup = Besiktas:7 Galatasaray:6

Efes Cup = Besiktas:7 Galatasaray:6



Futbol Takımımız Antalya'da düzenlenen Efes Pilsen Cup 6 futbol turnuvasının üçüncülük mücadelesinde Galatasaray ile karşılaştı. Nobre'nin 90+1'de attığı golle normal süresi 1-1 biten maçı Siyah Beyazlılarımız penaltılar sonunda 7-6 kazanarak turnuvayı 3. sırada tamamladı.




MAÇIN AYRINTILARI

Stat: WOW Football Center

Hakem: M. Kemal Abitoğlu, Serdar Akcer, Okan Kılıçcı, Suat Tıknaz (4.)

Beşiktaş: Murat Şahin, İbrahim Toraman, Gökhan Zan, Ali Tandoğan, Mehmet Sedef, Burak Yılmaz, Fahri Tatan (Baki Mercimek Dk.72), Serdar Kurtuluş, Aydın Karabulut (İbrahim Akın Dk.46), Delgado (Nobre Dk.64), Bobo

Yedekler: Ramazan Kurşunlu, Emre Özkan, Serdar Özkan, Baki Mercimek, Nobre, İbrahim Akın, Gökhan Güleç

Teknik Direktör: Jean Tigana

Galatasaray: Aykut, Ayhan (Okan Dk.89), Cihan, Emre, Mehmet Güven, Ferhat, Tolga, Sabri, Hasan Kabze (Aydın Dk.79), Arda (Özgürcan Dk.84), Ümit Karan

Yedekler: Fevzi, Orhan, Okan, Aydın, Özgürcan, Oğuz, Ergün

Teknik Direktör: Eric Gerets

Gol: Ümit Karan (Dk.9), Nobre (90+1)

Sarı Kart: Fahri Tatan (Dk.60), Arda (Dk.68), Tolga (Dk.70), Emre (Dk.76)

1.DEVRE

9. dakikada Galatasaray Ümit Karan ile 1-0 öne geçti.

20. dakikada kazandığımız serbest vuruşu Burak kullandı. Burak'ın sert ve düzgün şutunu kaleci Aykut son anda kornere çeldi.

21. dakikada sol kanatta topla buluşan Delgado ceza alanı dışından şutunu çekti. Top üstten auta gitti.

35. dakikada sol kanatta rakibinden sıyrılıp ceza alanına giren Bobo çapraz pozisyonda şutunu çekti. Ancak top yan ağlarda kaldı.

2. DEVRE

59. dakikada Delgado'nun kullandığı serbest vuruşta defans topu uzaklaştırdı.

64. dakikada Delgado'nun yerine Mert Nobre oyuna girdi.

69. dakikada İbrahim Akın sağ kanattan orta yaptı. Arka direkte Bobo kafayla indirdi. İbrahim Toraman topa uzanırken kaleci son anda araya girdi.

72. dakikada Fahri'nin yerine Baki oyuna girdi.

75. dakikada kullandığımız korner vuruşunda tüm oyuncuları geçen top kaleye giderken, defans meşin yuvarlağı son anda çizgiden çıkardı.

77. dakikada Burak'ın kullandığı serbest vuruşta Gökhan Zan ceza alanında topu önünde buldu. Gökhan'ın vuruşu üstten auta gitti.

90+1'de Burak'ın kullandığı serbest vuruşta Nobre kafayı vurdu ve topu ağlara gönderdi.

Normal süre 1-1 sona erince penaltılara geçildi.

Ekibimiz penaltılar sonunda Galatasaray'ı 7-6 yenerek turnuvayı 3. sırada tamamladı.

# Posté le jeudi 11 janvier 2007 13:25

Gökhan Zan Röportaj

Gökhan Zan Röportaj


Bu sezona çok iyi başlayan Gökhan Zan'dan herkes sadece gol attırmamasını beklerken, o topun kalelerden birine girmesini önlemeye çalışmanın dışında, meşin yuvarlağın filelere hasretini rakip kalede sonlandırmanın peşine de düştü. Ve bu arzuyla kendi yarı alanını terk edip ileriye gittiği anlardan 3'ünde gol sevincini yaşayarak, topun santra çizgisine dikilmesine sebep oldu.
Attığı bu üç golün ikisini kafayla rakip filelere bırakan Gökhan Zan, Gençlerbirliği maçında kaydettiği golü sorduğumuzda gözleri parlayarak “İçime doğdu” tabirini kullanıyor. “Top dışarı çıktığı andan itibaren gol atacağımı hissettim” diyen başarılı futbolcumuz, “Pozisyon olduğunda gol olabileceğini hissetmiştim. İleri çıktığımda bana boş alan kalsın diye herkesi içeriye doğru yönlendirdim. Bütün takım arkadaşlarıma “İçeriye girin” diye bağırıyordum. Bir anda rakiple bire bir kalacağımı da, o topun gol olacağını da hissettim. Başlangıcından bitimine kadar çok güzel bir goldü” diye anlatıyor 3 puanlık kafa vuruşunu...
Attığı 3 gol, yaptığı 2 asistle hücum bölgesi oyuncularına parmak ısırtan Gökhan Zan, kendisi için de şöyle düşünüyor: “Benim öncelikli olarak bir maçta ilk hedefim rakibe gol attırmamak. Rakip forvetlere karşı takımımın defans hattını korumak. Ama bunların yanısıra gol atmak da ayrı bir zevk. Takıma ekstra katkı sağlamak bana inanılmaz keyif veriyor. Fakat bunlar sadece benim değil, bütün takımın başarısı. Takım arkadaşlarımın bana olan desteği, beraber yaptığımız mücadele.”
Gençlerbirliği galibiyetinin Takımımız ve Camiamız adına çok önemli olduğunu söyleyen Gökhan Zan, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın puan kaybettiği haftada alınan 1-0'lık galibiyetin kendilerini sevindirdiğini belirtirken, Vestel Manisaspor'un çıkışından da bahsetti. “Türk futbolu herhalde özlenen günlerine kavuşuyor” diye konuşan milli yıldızımız, “Vestel Manisaspor'un çıkışı çok önemli ancak, ilerleyen günlerin ne göstereceği hiç belli olmaz. Anadolu takımlarının lige renk kattığını görüyoruz. Bu sezon, ligin atmosferini heyecanını değiştiriyorlar. Avrupa'da daha çok Türk takımının mücadele etmesini istiyoruz. Türk futbolunun gücünü herkes yakında görecek” dedi.
Yaşanan puan kayıplarını ise “şanssızlık” olarak değerlendiren Gökhan Zan, “İlk haftalarda defansta bir takım problemler oldu. Şu anda bunlardan eser yok. Kaybettiğimiz, berabere kaldığımız maçlarda şanssızlığın yanısıra kendi hatalarımız da önemli bir etkendi. Bu kayıpları ilk haftalarda yaşamamız aslında bir şans olarak değerlendirilebilir. Bir takım açıklarımızı, yanlışlarımızı, hatalarımızı erken gördük ve bunlardan ders almaya başladık.” şeklinde görüş belirtti.
Yeni kurulan takımlardaki problemli dönemlerin kendileri için geride kaldığını vurgulayan Gökhan, “Çok genç bir takım olduk. Geçen süre içinde de takım olma yolunda çok önemli mesafeler katettik. Sezon başında bir takım problemler yaşandı ama erken bitti. Uyum sorunu diye adlandırılan bölümü de geride bıraktık. Artık hedefe tam anlamı ile kilitlenmiş bir şekildeyiz” dedi.
Geçen sezon sık sık yaşadığı sakatlıklarını hatırlattığımız Zan, “Her futbolcunun başına gelebilecek iş kazaları geçen yıl bana sık sık uğramıştı. Çok şükür bu sene önemli bir sakatlık atlatmadım. Bunlar bütün futbolcuların yaşayabileceği şeyler. Kendine en iyi bakanı bile 1 yıl oynamayabilir. Bu da bu mesleğin risklerinden bir tanesi. Bunlarla yaşamak zorundayız” diyerek, düşüncelerini ifade etti.
Antrenmanlarda çok iyi çalıştıklarını söyleyen genç futbolcumuz, “Hocamız antrenman bilgisi çok geniş bir insan. Bizimle teker teker ilgileniyor. Eksiklerimizi gidermemiz için özel olarak programlar uyguluyor. Ben de maç trafiğimiz yoksa kendimi geliştirmek için özel antrenmanlar yapıyorum. Zaman ilerledikçe daha iyi bir Gökhan Zan izleyecekiniz” dedi.
Gaziantepspor'a kiralanan ve geçen yıl takıma geri dönen milli oyuncumuz, Gaziantep tecrübesinin kendisi için çok önemli olduğunu ve tam anlamı ile büyük takımlarda oynamaya hazır bir futbolcu olarak yetiştiğini söyledi. Gökhan Zan o günleri de şöyle anlatıyor:
“Gaziantep'te devamlı maç yaptım. Maç tecrübem arttı. Profesyonelliğimi geliştirdim. Sahada nerede durmam gerektiğini pozisyonlarda ne yapmam gerektiğini daha iyi kavradım. Anadolu ile büyük kulüpler arasındaki farkı gördüm. Oradayken ne medya desteğiniz var, ne de taraftar desteğiniz. Büyük takımlarda ise bunların hepsi en üst seviyede”
Basında çıkan “Arsenal, Gökhan Zan ile ilgileniyor” haberlerini sorduğumz Gökhan'ın yüzünü önce bir gülümseme alıyor sonra konuşmaya başlıyor: “Böyle birşeyin olması bana gurur verir. Sadece beni sevindirmez bütün Camiamız'ı mutlu eder. Ama ben önce Beşiktaş'a yakışır bir futbolcu olmak, bu formayı hak etmek ve ardından Milli takımda Beşiktaş'ı en iyi şekilde temsil ederek Avrupa'nın büyük kulüplerinden birisine gitmek istiyorum”
Gökhan, Milli Takımımız'ın durumundan da bahsediyor: “Üçte üç yaptık. İyi gidiyoruz. 8 gol attık hiç gol yemedik. Fatih Hoca'nın önümüze koyduğu hedefin ilkini başardık. Bu ilk periyottu ve kazasız atlattık. İkinci bölümün başlamasına 5 ay gibi bir zaman var. O dönemeç biraz daha keskin gözüküyor ama Norveç ve Yunanistan maçlarını da alarak bu gruptan çıkarız”
Ve konu Takımımız'ın hedefleri ile zorlu fikstüre geliyor. Gökhan Zan, “Bir ay içerisinde çok önemli 8-9 maçımız var” diyerek başladığı konuşmasını, gözlerinde beliren hedefe kilitlenmiş ifade ile şöyle sürdürüyor:
“İyi hazırlanmamız ve iyi dinlenmemiz gerekiyor. Fedakarlıktan sakınmamamız lazım. Saha içinde olduğu gibi saha dışında da profesyonel yaşamalıyız. Çünkü bir hedefe baş koyduysanız ve o hedefi başaracağınıza inanıyorsanız, konsantrasyon, moral ve motivasyonunuzun çok üst düzeyde olması lazım. Üst üste UEFA Kupası, lig ve Türkiye Kupası maçları yapacağız. İlk rakibimiz Tottenham. İngilizlerin güçlü takımlarından bir tanesi. Kadrolarına bakıldığı zaman çok önemli oyuncuların isimleri ile karşılaşıyorsunuz. Yedek kulübesi bile yıldızlarla dolu. Ancak biz de genç ve çok koşan bir takımız. Dikkatli olmamız lazım. Nasıl başlarsak öyle gider. İlk maçta alınacak 3 puan gruptan çıkmak için önemli avantajlar sağlayacak. Perşembe akşamı konsantrasyon, moral, motivasyonun üst seviyede olduğu, oyun disiplinine sadık olan bir 11'in sahada olması lazım. Avrupa'da hata yapmak gibi bir lüksümüz yok. Ben ilk andan itibaren hedefimiz şu bu diye konuşmayı sevmiyorum. Bence hedeflerimiz maç maç kazanmak olmalı. Önce Tottenham'ı sonra sonra Dinamo Bükreş'i ve diğerlerini mağlup etmeliyiz.”
Beşiktaş'ta Türkiye Kupası'nı Süper Kupa'yı kazandığını ancak Şampiyonluk sevincini yaşayamadığını büyük bir özlemle söyleyen Gökhan, “100. yılımızdan beri Şampiyonluk sevincini yaşayamadı bu Camia. Umarım bu sene şeytanın bacağını kırarız. En büyük hayalim Beşiktaş forması ile Şampiyonluk yaşamak. Sonra da Avrupa'da kupa kazanabilmek. Bir istikrar tutturmak lazım. Bu istikrarı yakalayabildiğimiz zaman Avrupa'da kupa kazanabiliriz. Ama bir kere kazanılan bir başarı değil önemli olan. Kazandığınız Şampiyonlukların üzerine koyabilmelisiniz” dedi.
Son olarak futbol yaşamına ilişkin bir anısını paylaşmasını istediğimiz Gökhan Zan, Beşiktaşımız'a transferinin ilginç öyküsünü anlatıyor:
“Çanakkale Dardanelspor'da oynadığım dönem, bir gün evde ailemle oturuyordum. Birden telefonum çaldı; bir baktım arayan Başkanımız Niyazi Önen. Merakla telefonu açtım ve Niyazi Başkanımız, beni Beşiktaş'a verdiğini söyledi. Ben neredeyse şok geçirdim. Çünkü evde oturuyorum ve bir telefon geliyor, Türkiye'nin en büyük takımının futbolcusu olmuşum. İnanamamıştım. “Benden haber bekle” dedi telefonda. Sonra Feyyaz Uçar ve ardından da Hüsnü Güreli aradı. Anlayacağınız şok üstüne şok yaşadım. Çanakkale Dardanelspor kampına gidecektim; onun hazırlıklarını yaparken, ertesi gün İstanbul'a gelerek Beşiktaş'ın futbolcusu oldum.”

# Posté le mardi 09 janvier 2007 13:05

ZAMAN OKURLARI 17. KEZ YILIN EN IYILERINI SECTI 02.01.2007

ZAMAN OKURLARI 17. KEZ YILIN EN IYILERINI SECTI               02.01.2007
ZAMAN OKURLARI 17. KEZ YILIN EN IYILERINI SECTI 02.01.2007


YILIN SPORCUSU


IBRAHIM KUTLUAY............BASKETBOL
Japonya'da yapilan Dunya Basketbol Sampiyonasi'nda 6. olan A Milli Takim'in en etkili oyuncusuydu. Kariyerinin en olgun doneminde gosterdigi performansla, 'Yasayan efsane' payesini fazlasiyla hak ediyor.

NESLIHAN DEMIR...............VOLEYBOL
Dunya Bayanlar Voleybol Sampiyonasinin en skorer oyuncusu oldu. 2003'teki basarisini araliksiz surdurmesi, Ispanyanin Tenerife Takimina transfer olmasina zemin hazirladi. Neslihan, halen bu takimda forma giyiyor.

YILIN FUTBOLCUSU


GÖKHAN ÜNAL..................KAYSERISPOR
Super Lig'de 2005-2006 sezonunun 'Gol Krali' Kayserisporlu Gokhan Unal oldu. Gokhan,forma giydigi 32 lig maçinda 25 gol atarak, ilk kez bu unvani aldi. Inter Toto Kupasi maclarindaki performansiyla takimini UEFA Kupasina tasidi.

HAKAN SÜKÜR..................GALATASARAY
Turk futbolunun en buyuk golcusu ve kaptani oldugunu gecen yil kazanilan sampiyonlukta bir kere daha gosterdi. Yeri geldi golcu oldu, yeri geldi genç takim arkadaslarina para verdi, yeri geldi yonetici oldu. Takimin atesleyici ismiydi.

IBRAHIM ÜZÜLMEZ...........BESIKTAS
Geçen sezon ligde istedigini alamayan ; ancak hem Turkiye Kupasini hem de Super Kupayi muzesine goturen Besiktasin en istikrarli oyuncusuydu. Hemen hemen tüm maçlarda oynayan Üzülmez, gençlere tas çikartan bir performans çizdi.


YILIN TEKNIK DIREKTÖRÜ


ERIC GERETS ..................GALATASARAY
Her ne kadar sampiyonlugun biraz sansla geldigi soylense de, buyuk mali sikintilara ve sakatliklara ragmen takimin sonuna kadar yarista kalmasini sagladi.G.Sarayin sampiyonlugunda onun da payi azimsanmayacak kadar çoktu.

BOGDAN TANJEVIC .........BASKETBOL MILLI TAKIMI
Japonya'da yapilan dunya sampiyonasinda A Milli erkekler basketbol takimini dunya altinciligina tasiyan teknik becerinin sahibi. NBA oyunculari olmadan da basarili olunabilecegini tüm dunyaya gosteren adamdi.

ERTUGRUL SAGLAM........KAYSERISPOR
Anadolu'dan bir takimin, Trabzonsuporun tahtina goz dikmesine kapi aralayan Kayserinin genç çalistiricisi, geçen sezon göz kamastirdi. Bu sezon Inter Toto'daki basarilari gogsumuzu kabartti. Ertugrul Hoca, teknik alanda saglam ilerliyor.


DÜNYADA YILIN SPORCUSU


ZINEDINE ZIDANE
Uzun yillar top hakimiyetini ve yuksek suratte top surusu ile rakiplerini caresiz birakti. Teknigini fizigiyle, beynini ayaklariyla birlestiren tarafli tarafsiz herkesin gonlunde that kurdu. 2006 Dunya Kupasinda Materzzi'ye kafa atarak kirmizi kartla oyundan atilmasina ragmen futbolun son efsanesi olarak kabul gordu. Bize de onu taçlandirmak kaldi.

# Posté le vendredi 05 janvier 2007 12:22

Modifié le vendredi 22 juin 2007 10:46

BuRaK YiLmAz RöPoRtAj

Burak Yılmaz Röportaj

Sözlerine, Kayseri Erciyesspor maçında alınan şanssız beraberliği anlatarak başlayan Burak, son dakikada yenilen golün üzüntüsünü hala yaşadıklarını söyledi. “O golü yemeseydik herşey daha farklı olacaktı” diye konuşan genç futbolcumuz, “Yeni kurulan bir takımız. Uyum sorununu geride bıraktık ama ufak tefek sıkıntılar yaşayabiliyoruz. Bazı arkadaşlarımız gününde olmuyor, bazısı bekleneni o gün için veremiyor. Takımın dayanışması yardımlaşması çok iyi. Maçlara çok iyi başlıyoruz fakat istediğimiz gibi bitiremiyoruz. Takımda kulübeden sahaya kadar çok iyi bir dayanışma var. Ancak kaybettiğimiz maçların tek sebebi var; şanssızlık” dedi.
Vestel Manisaspor ve Trabzonspor maçlarındaki mağlubiyete inanmak istemediğini ifade eden Burak, “İki maçı da mutlaka kazanacağımızı düşünüyordum. Özellikle, Trabzonspor maçında 1-0 öne geçtikten sonra fark atacağız gibi bir his doğmuştu içime. Galatasaray maçında ise ilk yarıdaki oyunu 90 dakikaya yayabilseydik o maçında sonucu farklı olurdu” şeklinde konuştu.
Son günlerde basında çıkan “Beşiktaş öne geçtikten sonra geri çekiliyor ve bu da puan kaybına sebep oluyor” eleştirilerini de değerlendiren Burak, “Beşiktaş gibi oynadığımız zaman önümüzde kimse duramıyor. Bunun farkındayız. Biz gerçek kimliğimizi sahaya yansıttığımızda rakibimiz zaten moral olarak çöküyor ve bizden korkuyor. Herhalde gol, özellikle de erken gelen goller istemeden de olsa bizi rahatlığa sevkediyor. Ama bu rakibimizden çekiniyoruz diye algılanmasın. Biz o dakikalarda bile çok önemli gol pozisyonlarına girebiliyoruz” dedi.
Daha önce oynadığı takımlarda forvet ve forvet arkasında görev yaptığını söyleyen Burak Yılmaz, Tigana'nın kendisini sağ kanatta görevlendirmesini ise yadırgamamış. “Hocamın görev verdiği her yerde, elimden gelenin en iyisini yaparım” diyen Burak, “Daha önce, şu anda oynadığım bölgede görev yapmamıştım. Antalyaspor forması giyerken bir dönem hocam beni sol tarafta oynatmıştı. Şimdi oynadığım bölgeden de memnunum. Benim görevim hocamın verdiği talimatları yerine getirmek. Zaman zaman bekleneni veremediğim de oluyor. Bunun sebebi de tecrübesizlik” diye konuştu.
BJK İnönü Stadı'nda Gaziantepspor karşılaşması ile birlikte ilk resmi maçına çıkan genç futbolcumuz, o günü şöyle anlatıyor:
“İlk resmi maçımdı. Maça çıkarken çok heyecanlıydım. Ama sahaya çıktığım anda gördüğüm destek özgüvenimi yerine getirdi. Bu desteğin sayesinde o maçta çok iyi oynadığımı düşünüyorum.”
BJK İnönü Stadı'nın atmosferini tek kelime ile özetlemesini istediğimiz genç yıldızımızın verdiği yanıt ise tek kelimelik oluyor: “Muhteşem”
UEFA Kupası'nda zor bir gruba düştüğümüzü belirten Burak Yılmaz, “Rakiplerimiz çok güçlü takımlar. Ancak bizim UEFA Kupası'nda hedeflerimiz büyük. Şimdilik ilk olarak gruptan çıkmayı düşünüyoruz. Tottenham ve Club Brugge ile kendi sahamızda oynayacak olmamız büyük bir avantaj. Bayer Leverkusen'in deplasmanda olması sevindirici. Çünkü orada gurbetçilerimiz bizleri yalnız bırakmaz. UEFA'da ilk olarak gruptan çıkmayı düşünüyoruz. Oynayacağımız bütün maçları kazanabilecek güçteyiz” dedi.
Takım içindeki arkadaşlığı “Çok sıcak, çok iyi ve çok kafa dengi” diyerek özetleyen Burak, “Takımda herşey sevgi – saygı çerçevesi içinde işliyor. Kaptanlarımız bize yardımcı olmak için ellerinden geleni yapıyor. Hepimiz genciz ve bu da kafalarımızın uyuşmasındaki en büyük etken. Zaman zaman yabancılarla anlaşmakta sıkıntı yaşıyoruz ama onu da tercümanlar aracılığı ile hallediyoruz” şeklinde konuştu.
Futbolculuk yaşantısı ile ilgili bir anısını anlatmasını istediğimiz Burak, “O kadar çok şey var ki; ama en önemli olanlar uzun yıllar boyunca Beşiktaş'ta yaşayacaklarım olacaktır” dedikten sonra başından geçen şu olayı bizlerle paylaştı:
“Beşiktaş'a yeni tranfer olduğum günlerdi. Evden fazla çıkmıyor, sadece alış verişe gidiyordum. Bir ara mahallenin bakkalından alış veriş yaparken bakkal, “Sen yeni taşındın herhalde” diye sordu. Ben de “Evet” dedim. Sonra adam ne iş yaptığımı sorunca, futbolcu olduğumu ve birkaç gün önce Antalyaspor'dan Beşiktaş'a transfer olduğumu söyledim. Ancak adam bu söylediklerime fazla aldırış etmedi, hatta sanırım inanmadı ve beni hiç umursamadı. Aradan biraz zaman geçince ve Burak Yılmaz adı daha fazla duyulmaya başlayınca bizim bakkal bu defa beni “Burakcığım” diye karşılamaya başladı. Sonra da tabii imza ve forma istekleri başladı.”
Son olarak taraftarlarımıza çağrıda bulunan Burak Yılmaz şunları söyledi:
“Kazandıktan sonra onların mutluluğunu görmek bizleri daha çok mutlu ediyor, daha çok sevindiriyor. Kazanılan galibiyetlerin % 50'lik bölümü onlara ait. Bize inanmaya, bizi desteklemeye devam etsinler. Beraber kazanalım. Bu takım yakın zamanda inanılmaz başarılara imza atabilecek bir ekip”

# Posté le dimanche 31 décembre 2006 16:18